Lipödem; genellikle bacak, kalça ve bazen kollarda orantısız yağ birikimiyle seyreden, ağrı, hassasiyet ve ödemle ilerleyen kronik bir rahatsızlıktır. Çoğu kişi yıllarca “Kilo veremiyorum, bacaklarım hiç incelmiyor.” diyerek kendini suçlar ancak lipödem, klasik kilo artışı ile açıklanamaz. Bu nedenle tedavinin temel bileşenlerinden biri beslenme yönetimidir.
Beslenmenin lipödemde bu kadar kritik olmasının nedeni, hastalığın yalnızca yağlanma süreci değil; bağ dokusu, damar yapısı, inflamasyon ve lenfatik sistem üzerinde derin etkiler yaratan biyolojik bir bozukluk olmasıdır.
Lipödemli Dokuda Neler Değişiyor?
Bilimsel çalışmalar lipödemli dokuda şu değişikliklerin ortaya çıktığını göstermektedir:
- Yağ hücrelerinde büyüme ve çoğalma
- Ekstraselüler matriks sertleşmesi (fibrozis)
- Kapiller geçirgenlik artışı (kolay morarma)
- Lenf akışının yavaşlaması (kronik ödem)
- Sürekli düşük düzeyde inflamasyon
- Ağrı ve dokunmaya hassasiyet
Bu yapısal değişimler; lipödemli bireylerde klasik diyetlerin etkisinin neden sınırlı olduğunu açıklar.
Lipödemli dokunun biyolojisi farklıdır ve bu nedenle beslenme planı da farklı olmalıdır.
Beslenme Lipödemde Neden Temel Rol Oynar?
Lipödem bir inflamasyon hastalığıdır.
Yayımlanan çalışmalar, lipödemin kronik inflamatuar bir tablo olduğunu göstermektedir. Şeker, kızartmalar ve işlenmiş yağlar inflamasyonu artırırken; omega-3, polifenoller ve sebze ağırlıklı bir beslenme inflamasyonu belirgin şekilde azaltabilir. Bu değişim ağrı düzeyinde azalma, ödemde gerileme ve doku kalitesinde iyileşme gibi sonuçlar doğurur.
Ödem yönetimi doğrudan beslenmeye bağlıdır.
Lipödemli bireylerde yüksek karbonhidrat tüketimi ve aşırı tuz alımı ödemi artırır. Tam tersine düşük karbonhidrat, dengeli protein, sağlıklı yağ ve yeterli su kombinasyonu lenfatik dolaşımı destekler. Bu nedenle birçok danışan, programın ilk haftalarında bile “bacaklarım hafifledi” hissini yaşar.
İnsülin yanıtı lipödemde belirgindir.
Lipödemli bölgelerde yağ hücrelerinin insüline daha hassas olduğu gösterilmiştir. Bu durum karbonhidrat tüketimi sonrası bacaklarda şişlik, artan yağ depolanması, doku basıncının yükselmesi gibi sonuçlar doğurur. Bu nedenle lipödem beslenmesinde glisemik yükü düşük bir sistem temel prensiptir.
Bağ dokusunun güçlenmesi için beslenme şarttır.
Lipödemde bağ dokusu zayıflar ve bu durum portakal kabuğu görünümü, sertlik ve selülit benzeri yapılarla kendini gösterir. Beslenme, bağ dokusunu çeşitli yollarla destekler: Protein, kolajen sentezinin temel yapı taşıdır; C vitamini kolajen üretimi için gereklidir; omega-3 yağ asitleri bağ dokusundaki inflamasyonu azaltır; polifenoller ise dokunun elastikiyetini artırır. Bu nedenle yetersiz protein veya sebze tüketimi, lipödem semptomlarını kötüleştirebilir.
Yapılan araştırmalar ne diyor?
Modifiye Akdeniz–Ketojenik Diyet (MMKD)
Yapılan araştırmalar, Modifiye Akdeniz–Ketojenik Diyetin (MMKD) lipödem yönetiminde dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu göstermektedir. Dört haftalık pilot bir çalışmada bu beslenme modelinin ödem ve ağrıda belirgin azalma sağladığı, yaşam kalitesini artırdığı ve lenfatik akışta iyileşme oluşturduğu bulunmuştur. Bu bulgular, lipödemde beslenmenin yalnızca kilo kontrolünden ibaret olmadığını; doğru seçilmiş bir beslenme yaklaşımının doku biyolojisini destekleyerek semptomları hafifletebileceğini göstermesi açısından önem taşımaktadır.
Ketojenik diyet
Yayımlanan çalışmalara göre ketojenik diyet, lipödemde rol oynayan temel mekanizmalar üzerinde olumlu etkiler göstermektedir. Bu beslenme modeli inflamasyonu azaltarak dokuda sakinleşme sağlar, su tutulumunu düşürerek ödemi hafifletir ve insülin dengesini stabilize ederek metabolik kontrolü destekler. Bu etkiler bir araya geldiğinde, ketojenik diyetin lipödem yönetiminde potansiyel bir yardımcı yaklaşım olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır.
Takviyeler
Omega-3, kurkumin (zerdeçalın yapısında bulunan bir polifenol), magnezyum ve selenyum lipödem semptomlarının hafiflemesine katkı sağlayabilir.
Sonuç
Lipödem, yalnızca kilo alımıyla açıklanan bir hastalık değildir. Bu nedenle tedavinin merkezinde doğru beslenme yer alır. Beslenme; inflamasyonu azaltır, ödemi kontrol eder, bağ dokusunu güçlendirir ve yaşam kalitesini artırır.
"Doğru planlanmış bir beslenme yaklaşımı lipödem yönetiminde en güçlü araçlardan biridir."
Kaynakça
Forner-Cordero I, Szolnoky G, Forner-Cordero A, Kemeny L. Lipedema—Pathogenesis, diagnosis, and treatment options. J Clin Med. 2020;9(8):2219. doi:10.3390/jcm9082219
Poojari A, Dev K, Rabiee A. Lipedema: Insights into morphology, pathophysiology, and challenges. Biomedicines. 2022;10(12):3081. doi:10.3390/biomedicines10123081
Verde L, et al. Ketogenic diet: A nutritional therapeutic tool for lipedema? Curr Obes Rep. 2023;12:529–543. doi:10.1007/s13679-023-00536-x
Sammarco A, et al. Modified Mediterranean-ketogenic diet and carboxytherapy as personalized therapeutic strategies in lipedema: A pilot study. Nutrients. 2023;15(16):3654. doi:10.3390/nu15163654
Herbst KL, et al. Dietary supplements for lipedema. Int J Mol Sci. 2022;23(23):15297. doi:10.3390/ijms232315297
