Lipödem, yalnızca kozmetik bir sorun olarak değerlendirilmemelidir. Bu durum uzun vadede hem metabolik hem de psikolojik sağlık riskleri doğurabilen kronik bir tablodur. Lipödemli bireylerde en sık görülen metabolik riskler arasında “insülin direnci”, “tiroid fonksiyon bozuklukları” ve “metabolik sendrom” yer alır.
Lipödemde Metabolik Riskler
İnsülin Direnci
İnsülin, pankreas tarafından salgılanan ve kan şekeri düzeyini düzenleyen bir hormondur. Normalde insülin, kandaki glikozun hücrelere girmesini sağlar. Ancak insülin direncinde hücreler bu hormona yeterli yanıt vermez ve kan şekeri yüksek seyretmeye başlar. Bu durum; sürekli açlık hissi, kilo artışı, yorgunluk ve ilerleyen dönemlerde tip 2 diyabet riski ile ilişkilidir.
Lipödemli bireylerde insülin direncinin daha sık görülmesi, yağ dokusunun yapısı ve kronik inflamasyon (yangısal reaksiyonlar) ile ilişkilidir. Bu nedenle lipödem hastalarında beslenme tedavisinin temel amaçlarından biri insülin duyarlılığını artırmak olmalıdır.
Tiroid Sorunları
Tiroid bezi, metabolizmayı düzenleyen çok önemli bir organdır. Tiroid hormonlarının yetersiz çalışması (hipotiroidi); halsizlik, ödem, ciltte kuruluk, saç dökülmesi ve kilo alımı ile kendini gösterebilir.
Lipödemde ödem ve yorgunluk zaten mevcut olduğu için tiroid sorunları tabloyu daha da ağırlaştırabilir. Ayrıca tiroid hormonlarındaki dengesizlik, metabolizmayı yavaşlatarak kilo kontrolünü güçleştirebilir. Bu nedenle lipödemli bireylerde tiroid fonksiyonlarının düzenli takip edilmesi oldukça önemlidir.
Metabolik Sendrom
Metabolik sendrom; bel çevresinde yağlanma, yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri, insülin direnci ve kolesterol dengesizliklerinin birlikte görüldüğü bir sağlık problemidir. Bu sendrom, kalp-damar hastalıkları ve tip 2 diyabet riskini ciddi oranda artırır.
Lipödemde kronik inflamasyon, dolaşım bozukluğu ve insülin direncinin sık görülmesi metabolik sendrom gelişimini kolaylaştırabilir. Bu nedenle lipödem yalnızca kozmetik açıdan değil, uzun vadeli sağlık riskleri açısından da yakından izlenmesi gereken bir hastalıktır.
Lipödemli Hastalarda Oluşabilecek Sağlık Risklerinde Beslenmenin Koruyucu Rolü
Doğru beslenme; lipödemli bireylerde insülin direnci, tiroid bozuklukları ve metabolik sendrom gibi risklerin önlenmesinde en güçlü koruyucu yaklaşımdır. İnsülin direncini azaltmak için düşük glisemik indeksli (kan şekerini yavaş yükselten) bir beslenme tercih edilmeli; tam tahıllar, sebzeler, baklagiller ve lifli gıdalar öne çıkarılırken rafine şeker, beyaz un, tatlılar ve şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır.
Tiroid sağlığını desteklemek için yeterli protein, deniz ürünleri, iyotlu tuz, selenyum ve çinko içeren besinler tüketilmeli; aşırı işlenmiş gıdalar ve yüksek miktarda soya ürünleri sınırlanmalıdır.
Metabolik sendrom riskini azaltmada ise Akdeniz tipi beslenme modeli en etkili yöntemdir; zeytinyağı, balık, sebze-meyve, kuruyemiş, tam tahıl ve baklagillerden zengin; işlenmiş gıda, trans yağ ve kırmızı etten fakir bir beslenme tarzı önerilir.
Tüm bunlara ek olarak düzenli su tüketimi lenfatik dolaşımı destekler, antioksidanlardan zengin beslenme inflamasyonu (yangısal reaksiyonu) azaltır, tuzun kısıtlanması ödemi hafifletir ve yeterli protein alımı kas kütlesini koruyarak metabolizmayı dengeler.
